Aşk'ın En Güzel Hali

  • 17.03.2018 / 13:59
  • 499

Aşkın bir çok hali vardır. Güzel olan bu çeşitliliğidir. Öz’de hepsi sevgi çiçeğinin renkleridir. Ben birazcık kadın ve erkek arasındaki aşk’dan bahsedeceğim. Karşı cinsin birbirine duyduğu o tarif edilmez duygu selinden. Aşıkların gözlerinde sessiz kabulleniş vardır. Konuşmalar yumuşak ve naziktir. Dokunulmadan, heyecanla kalpler hızla çarpar. Çocukça yaşanan da bu saf duygular değil midir? Herşeyi başlatan ilk adımı attıran da budur. Boş boş durup, uzaklara bakarak dalıp gitmeler. Sebepsizce içimizde artan çoşku dolu heyecan. Dudağımızda belli belirsiz hafif bir tebessüm. Kulağımız telefonda, çaldımı? Mesaj mı geldi?

Onu beklerken geçmek bilmez dakikalar ve ayna karşısında harcanan saatler; on dakikalık kahve için.
İŞTE AŞK BU MUTLULUKTUR

Hiçbir hatayı görmez insan. Yanlışlar hep yumuşaktır. Yetenekler abartılmıştır. Yapılan söylenen herşey bir’e on katarak akıl süzgecinden geçirilir. Eksiklikler bile hoştur.
İŞTE AŞK BU KÖRLÜKTÜR

Onu kolay affeder, çabuk kırılırız . Hemen gözyaşlarımız sel olur, ondan uzakta kalınca. O yokken de yanındadır. Onunla uyanır, onunla uyuruz. Onunla konuşur, ona anlatırız. Çünkü o hep vardır. Karşı karşıya gelindiğinde bir cümle zor kurulur. Ağızımız dilimiz kururda ,kelimeler boğazımızda düğümleniverir. Sonra da söyleyemediklerimize yanar, kendimize kızarız.
İŞTE AŞK BU SESSİZLİKTİR

Onu en sevdiklerimizle tanıştırırız. Saatlerce bıkmadan ondan bahsederiz. Ona hayranızdır. Onun yanında tamızdır. Onsuz hayat mı?  Asla… Ayrı ayrı saatler bile olamaz. Onun hakkında ufacık bir eleştiride aslan kesiliriz. Söyleyen en yakın dostumuz bile olsa, onu kırmayı göze alırız aşkımız için.
İŞTE AŞK BU YANLIZLIKTIR

Onunla olmak için, onun olmak için susmayı seçeriz. Fedakarlık olduğunu bilmeden. Ufacık tartışmada, kendimize kızarız onu üzdüğümüz için.
İŞTE AŞK BU KABULLENİŞTİR…

Varlık yokluk onunla anlam kazanır. Başarı sevinç onunla büyür. Ödüllerin en güzeli onun beğenisidir.
İŞTE AŞK BU BEKLEYİŞTİR…

Her büyük acı gibi, her sevinç gibi duygular inişler ve çıkışlar gösterir. Ama zamanla dengelenir. Her zaman hızlı çarpan bir kalp ile dolaşamayacağımız gibi her zaman da narin ve kabullenici olamayız. Yavaş yavaş taşlar yerine oturur. Aşk yerini başka duygulara bırakır. Bu duygular belki aşk kadar coşku ve heyecan dolu değildir. Ama daha sakin, derin, durağan fakat daha güçlüdür. Güneşin doğuşundaki ilk ışıklar gibidir aşk. Okyanus sularında ilk yüzüşümüz gibidir. Hafiftir, heyecan verici, iç gıdıklayıcıdır. Coşku doludur, ürperticidir. Fakat güneş hep ilk sabahki gibi gökyüzünde durmaz. Hep orada asılı kalamaz. Kaybolduğu anlar olacaktır. Gecenin karanlığına gömülecektir. Kimi zaman sislerin içinde kararacak yada yağmur bulutlarının arkasında kalacaktır. Ama bu güneşi yok etmez. O orada var olmaya devam edecektir. Aşk ile ilişki başlar. Başladığı gibi aynı heyecan ve coşkuyla bir ömür boyu devam edemez, etmemelidir de. Çünkü yıllar geçmektedir ve biz de başlangıçtaki biz değilizdir. Karşımızdaki de öyle. İşte ozaman aşkın bittiğini düşünür üzülürüz. Oysa o oradadır. Sadece şekli değişmiştir. Hastalıklarla onda sabrı inşaa ederiz. Yokluklarla bağlılığı. Başarılarla süsleriz ilişkiyi. Çocukların sesleriyle şenlendiririz. Aşkı günler büyütür, aylar olgunlaştırır, yıllar değerini artırır.

Ben ve sen olan özneler, biz olmuştur. Sevginin, bağlılığın ve sevincin coşkusuyla onu ilmek ilmek işlemeyi öğreniriz. Kendimizi keşfederiz. Gücümüzü, sabrımızı ve sevgiyi öğrenmişizdir. En önemlisi aşk yolunda kendimizi sevmeyi keşfederiz. İşte belki de bunun adı evlilik oluverir. Her evlilik bu yollardan geçilmeden kurulabildiği gibi her aşkın da son durağı evlilik olmayabilir. Başlangıç ne şekilde olursa olsun; evlilik aşk gibi başlangıç değil, sürecin kendisidir. Harcanan emektir. Sakin ve sabır dolu uğraşıdır.

Güneşin gitmiş olduğunu fark edip de; gecenin karanlığında yıldızların parlaklığını görebilmektir. İşte birlikteliğin kendisi, çeşitliliğindeki yalınlığıdır. Şartlar ne olursa olsun biz olmayı başarabilmektir. Heyecan dolu bakışların yerini, saygı dolu gülüşlere bırakmasıdır. Heyecanlı kalp çarpıntıları durmuştur ama yanındayken hissettiğin güven sonsuzdur. Vazgeçilmez olan da bu değil midir? Sevgilinin gözlerinde kaybolmuyoruzdur belki, ama bakışındaki kabullenişte buluruz kendimizi. Artık zaman, aşkın için vazgeçmek değildir. Biz olmak için uğraşma zamanıdır. Sevgiyi onun gülüşünde değil gönlündeki tahtda bulmaktadır. Yaşamın koşturmacası, günün yoğunluğu ve yorgunluğuna rağmen, eşe ayrılan vakit, aslında kendimize ayırdığımız zamanın kendisidir. Sevgiye yapılan her yatırımı kendi geleceğimize yaptığımızı biliriz. Sevmek için her zaman, en uygun andır. Sevmek affetmektir sorgusuzca. Huzur dolu kabulleniştedir. Herşeye rağmen “önce sen” diyebilmektedir. Günü yaşanmış kılan da bunlar değilmidir?

Daha da ötesi var mı?

 

En romantik gelinlik modelleri size en yakın DreamON mağazasında.



EN SON HABERLER İÇİN ABONE OLUN!

Bizi Takip Edin