Beyaz Elbisenin tarihi - Gelinlik

  • 17.03.2018 / 13:43
  • 506

Eski bir şiir bize gelinliklerin rengi hakkında ve bu renklerin gelinin geleceğini nasıl etkileyebileceğine dair şunları söylemektedir:

“Beyazlar içinde evlenen doğrusunu seçer.

Griler içindeyse, uzaklara gider.

Siyahlar içinde evlenen, eskiye dönmek isteyecek.

Kırmızılar içinde evlenen, keşke ölsem diyecek.

Maviler içinde evlenen olacaktır sadık.

İnci içindekini bekler koşuşturmalı bir hayat.

Yeşiller içindeki utanır görülmekten,

Sarılar içindeki daha kolay ayrılır eşinden.

Kahverengiler içinde evlenen şehrin dışında yaşayacak.

Pembe içindekinin keyfi kaçacak.”

Her zaman kültürlere ve sosyal gelişime göre nikah elbisesi özgünlük göstermiştir. Başlangıçlarla ilgili törenler (Hristiyanlardaki Vaftiz, Müslümanların bebeğin isminin kulağa okunması, Yahudilerin yaş kutlaması vs gibi), tasdik etme törenleri ve defin törenleriyle birlikte evlilik bir insanın hayatındaki üç büyük toplu katılımlı etkinlikten birisidir ve bunlar arasında kişinin merkezde bulunmaktan tam manasıyla memnun olacbileceği ve övünebileceği tek etkinliktir.

Bu damattan daha ziyade bu gelinin büyük günüdür. Tarih boyunca kadınlar gelinliklerini kutlamaya uygun olması için özel hale getirmeye çalışmış ve böylece güzel gelinler daha güzel olurken çok güzel olmayanlar da en azından bakıldığında görkemli dedirten hale getirilmiştir. Yirminci yüzyılın başında büyük mağazaların gelmesiyle neredeyse her kadın “yeni” bir gelinlik içinde evlenme rüyasını gerçekleştirebilecek hale geldi.

Beyaz gelinlikler popülerlik kazanmaya başlamıştı. 1890’da Ladies Home Journal dergisi şöyle yazmıştır: “Ezelden beri gelin elbiseleri beyaz olmuştur”. Bu doğru değildi ancak gelinliğin daima beyaz olması yönünde ne kadar kabul gördüğünü gösteriyordu. Bazı gelinler, özellikle üst sınıftan olmayan gelinler daha pratik olan ve düğünden sonra da giyilebilen elbiseler giymiştir. Beyazlar içinde evlenerek düğmeye ilk basan Kraliçe Victoria olmuştur. Savaştan sonraki refah, Victoria döneminden ilham alan büyük gelinliklerin bir gerçeklik haline gelmesini sağladı. Grace Kelly’nin Monako Prensi ile evlenişi, büyük bir peri masalına benzer düğünleri sayesinde geniş kitlelerce tanındı. 1956’da 30 milyon televizyon izleyicisinin karşısında Grace Kelly’nin Monako Prensi Rainier ile evlenmesi yüzyılın düğünü olarak anıldı.  Düğün elbisesi beyaz dik yakalı, oturtulmuş gövdeli uzun kollu bir gelinlik ve yirmi beş yardalık ipek tafta, yüz yardalık ipek kumaş, tül ve Brüksel güllü iğne oyasından yapılmış dalgalı etekten oluşmaktaydı. Küçük inciler ve portakal çiçekleriyle dekore edilmiş gelin şapkası ve 90 yardalık tülden oluşan bir duvak giymişti. Kendinden önce Kraliçe Victoria’nın düğününde olduğu gibi, Prenses Grace’in düğünü sonraki on yılın akımını belirleyecekti ve büyük beyaz elbiseler revaçta olacaktı. Kraliyet prensesleri daima düğün günlerinde tam anlamıyla prenses gibi olmaya çalışmışlardır. Ortaçağ dönemlerinde saray düğünleri büyük siyasi öneme sahipti ve genç gelinin ülkesinin saygınlığını arttırmak için muhteşem gözükmesi ve damadın ülkesini kendi milletinin apaçık refah seviyesiyle etkilemesi, mümkünse güçlerinin yetebileceğinden fazlasını ortaya koyması gerekliydi. Bu bağlamda çoğu yüksek maliyetli olacak şekilde kullanabilecekleri her malzemeyi kullanırlardı. Örneğin altın ile gümüş iplikle dikilen kumaşlar, kadife, damasko ipeği, saten ve kürk gibi. Ayrıca elbise; elmaslar, yakutlar, safirler, zümrütler ve inciler gibi kıymetli mücevherlerle dikilirdi ve bu şekilde gelin gün ışığında bile parıldar, ışıl ışıl olurdu...

 

Prenseslere yaraşır gelinlik modelleri, size en yakın DreamON mağazasında.



EN SON HABERLER İÇİN ABONE OLUN!

Bizi Takip Edin